Atıf
Cümle akışı içerisinde bir eylem veya durumun özne yada nesne veya diğer bağlı unsurlara yansımasını tekrar tekrar yazmamak ve söylememek için bir harfle birbirlerine bağlanmaları durumuna “atıf” denir.
Bu bağlantıyı kuran atıf harfleri şunlardır:
و ، ف ، أوْ ، أمْ ، ثمّ ، حتّي ، إمّا ، بَلْ ، لاَ ، لكِنْ
Bu harflere “atıf edatı” da denir. Atıf harfinden önce gelen unsura matufun aleyh, sonra gelen unsura da matuf adı verilir. Matuf, matufun aleyhin irabını taşır. Aşağıda konuyla ilgili örnekler incelendiğinde bu unsurların görevleri daha da netleşecektir.
Matuf ve Matufun Aleyh Arasındaki Uyum
Matuf ve matufun aleyh irab bakımından birbirlerine uyum gösterirler.
Çekim siygası olarak matuf matufun aleyhe uyar. Örneğin iki fiil arasında gerçekleşmiş bir atıfda matuf aleyh mazi ise matuf da mazi olur.
Cümleler arasında yapılan atıflarda matufun aleyhin cümle yapısına göre matuf şekillenir. Yani isim cümlesi isim cümlesine, fiil cümlesi fiil cümlesine atfedilir, yani atıf harfiyle bağlanır.
Atıf Çeşitleri
Arapçada Atıf, atf-ı beyan ve atf-ı nesak olmak üzere iki ana başlıkta incelenir.
A) Atfı-ı Beyan
Kendinden önceki unsura açıklık getirmek için kullanılan kelimeye atf-ı beyan denir. Atf-ı beyan şu hususlarda kendinden önceki unsura uyum sağlar
İrab bakımından
Cinsiyet bakımından
Adet bakımından
Atf-ı beyan aynı zamanda Bedel-i mutabık olarak da kabul edilir. Künye ve lakabdan sonra veya bir ismi daha çok açıklamak üzere bir isimden sonra gelen isimler, ism-i işaretten sonra gelen isimler atf-ı beyan kategorisindedir. Atf-ı beyan yapılırken atıf harfleri kullanılmaz.
Örnek:
أتي أخُك عُثْمانُ – Kardeşin Osman geldi.
Bu cümlede, “kardeşin geldi” ifadesini daha da açıklamak için ve kardeşin kim olduğunu da beyan etmek için عثمان ismi atf-ı beyan olarak getirilmiştir.
أخي معي أي عُثمانُ – Kardeşim yanımda, yani Osman.
Bu cümlede görüldüğü üzere açıklama gerektiren “yani..” anlamındaki أي ifadesinden sonra gelen isim atf-ı beyandır.
Şimdi, atıf harflerini ve özelliklerini tanıyalım:
1. و [ … ve … ]
Kendisinden önceki matufun aleyh ile kendisinden sonraki matufun aynı hükümde ortak özellik taşıdığını anlatmak için kullanılır. Bu kullanımda bir olay sıralaması yoktur. Türkçedeki virgül gibi işlem görür.
Örnek:
شَاهَدَ خَالدٌ و رَجَبٌ الفيلمَ – Halid ve Recep filmi seyretti. [Olay sıralaması yok. Yani Halid bir gün önce Recep iki gün sonra izlemiş de olabilir. Halid ve Recep aynı anda birlikte izlemiş de olabilir.]
Bu iki “iyyake” arasında bulunan “vav” harfi, atıf harfidir. Atıf harfi, önceki hükmü sonrakine de aktarır. Bu yüzden harfin iki tarafındaki tekrarlara ihtiyaç yoktur. Cümle; “iyyake na’budu ve nestain” olarak yazılabilirdi. Yine aynı mana verilirdi. Kur’anın icazı da bunu gerektirirdi. Demek burada başka vurgular bulunmaktadır.
Atıf harfi, her iki taraftaki maksadlardaki ortaklıkta kullanılır. Mesela,” pazara gittim. Elma ve marul aldım.” bu ikisinin pazardan alınabilmesi, ortak özelliği olmasından “ve” ile bağlanmıştır. “Pazara gittim. Elma ve kitap aldım.” Denemez.bu ikisi farklı cinstendir.Pazar ile ilgili ortak bir özellikleri yoktur.
Eğer atıf harfi olduğu halde, tekrar var ise her iki taraftaki maksadın farklı, müstakil manalar taşıması demektir. O zaman ibadet , kulluk ile yardım istemek ayrı değerlendirilir.
HARF-İ TARİF
a. Cins: ( ال ) takısı (harf-i tarif), bir şeyin cinsini ifade etmek için getirilebilir. Örneğin: قَوِيٌّ الرجلُ “Erkek güçlüdür” dediğimiz zaman الرجلُ kelimesinin başındaki ( ال ) takısı belirli bir erkeği ifade etmek için değil erkek cinsi anlamını belirtmek için getirilmiştir yani teknik terim olarak “cins” manasındadır. Anlatılmak istenen erkek cinsinin özelliğinin güçlü olmak olduğudur. Bu cümlede belirli herhangi bir erkekten söz edilmediği gibi bütün erkekler de kastedilmemektedir. Yani cümle “Bütün erkekler güçlüdür” diye tercüme edilemez.
b. İstiğrak: ( ال ) takısı (harf-i tarif), kelimenin kapsamının tümünü ifade etmek için de getirilir. Bu durumda “bütün hepsi” manasına gelir. Teknik terimle “istiğrak” manası ifade ettiği söylenir. Örneğin: (رِجْلانِ للناسِ ) “(Bütün) insanların iki ayağı vardır” dediğimiz zaman ( الناسِ ) kelimesinin başındaki ( (ال takısı, “bütün” anlamına gelmektedir.
“hamd”önündeki “JI”harf-i tarifın anlamı istiğrak olarak alınıyor. Bu da tüm cinsleri içeren bir ifadedir. Yani, hamd namına her ne varsa o cinslerin hepsini düşünmemizi sağlayan “JI”dır. Mektubat ( 392 )
c. Ahd-i Harici: ( ال ) takısı (harf-i tarif), daha önce bahsi geçtiğinden dolayı bilinen, belirli bir varlığı ifade etmek için de kullanılır. Harf-i tarifin ifade ettiği bu anlama teknik terim olarak “ahd-i haricî” denir.
Örneğin: ( شجرةٌ ) kelimesi nekre (belirsiz) bir isimdir ve “bir ağaç” şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Belirli, bilinen bir ağaç değil herhangi bir ağaç kastedilmektedir. Başına ( ال ) takısı ekleyerek ( الشّجَرَةُ ) dediğimizde ise bilinen,belirli bir ağacı kastetmiş oluruz. Buna göre; ( في الحديقةِ شجرةٌ ) “Bahçede bir
ağaç var” dediğimizde belirli bir ağaçtan değil sadece bahçede bir adet ağaç bulunduğundan söz etmekteyiz. Konuyla ilgili ikinci bir cümle söyleyipالشجرةُ جميلةٌ) bahçedeki o tek ağaçtan bahsetmekteyiz. Yani artık söz konusu olan sıradan bir ağaç değil bir önceki cümlemizde bahsi geçen (marife/belirli bir) ağaçtır.
d. Ahd-i Zihni: ( ال ) takısı (harf-i tarif), konuşmada önceden bahsi geçmemiş olsa da sözü söyleyen ve muhatap tarafından zihinlerinde mevcut bulunan bilgiler açısından belirli olan kelimelerin başına da gelebilir.
Örneğin: اللحمَ واشتريتُ السوق إلى ذهبْتُ “Çarşıya gittim ve et satın aldım”ifadesinde ( اللحمَ ) kelimesi ( ال ) takılı olarak getirilmiştir. Zira et denildiğinde gerek sözü söyleyenin ve gerekse de muhatabın zihnindeki ön bilgi bunun “kırmızı et” olduğu şeklindedir. Her ne kadar tavuk ve balık etleri de et olsa da mutlak olarak et denildiği zaman akla gelen kırmızı ettir. Dolayısıyla örneğimizdeki ( اللحمَ ) kelimesi zihnimizdeki bu ön bilgiler dikkate alınara takılı olarak söylenmiştir ال k
Belirlilik Eki (حرف التعريف) (Harf-i Ta’rif)
İsimlerin başına gelen “belirtme edatı” ( ال ) dır.
Bir isimde aynı anda hem belirlilik eki (harfi tarif) hem de çift hareke (tenvin) bulunmaz. Çünkü belirlilik eki, ismin belirli bir isim olduğunun, kelimenin son harfinin alacağı çift hareke ise belirsiz bir isim olduğunun işaretidir.
(belirli) kalem القلمُ (herhangi) bir kalem قلمٌ
(belirli) defter الدفترُ (herhangi) bir defter دفترٌ
Arapçada belirlilik eki almış isimler “marife” (المعرفة) yani “belirli isim”; çift hareke almış isimler ise “nekra” (النكرة) yani “belirsiz isim” olarak isimlendirilir.